8 Haz 2013

Başka bir muhalefet!




Taksim yayalaşma projesi nedir?
Proje kapsamında trafik tamamen yer altına alınarak Taksim Meydanı'nın Gezi Parkı ile bütünleşmesi sağlanacak. Meydanın ortasında kalan metro ve füniküler çıkışı da yanlara alınarak yayaların İstiklal Caddesi ve Tarlabaşı Bulvarı'na kesintisiz erişimi gerçekleşecek.
Buraya kadar olan kısım da hiçbir sorun gözükmüyor. Hatta okuduğumuzda ‘ne kadar güzel’ bile diyoruz!

Peki gerçek ne?
Taksim ile Gezi Parkı bütünleşirken Gezi Parkı’nın yerine Topçu Kışlası yapımı da onaylandı. Gezi Parkı betonlaşmış İstanbul’umuzda nefes alabildiğimiz tek yer. Ağaçların belli bir kısmının kesilerek betonlaştırıldığı Gezi Parkı eylemlerinin çıkış noktası tam da budur!
 Kimilerinin sadece ağaçları savunmuyorlar demesi normaldir. Sadece ağaçları savunmuyoruz, 2002 yılından beri alınan haklarımızı geri almak istiyoruz.
 Hangi haklarınız diyeceksiniz? Birçok köşe yazarı, yazar, çizer zaten nemalaşmayı, kanunsuzluğu, özelleştirdiği yerleri yazdı çizdi. Bizler sadece, o ağaçların gölgesinde, daha aydınlık yarınlar için nefes almak istiyoruz!
 Nefes aldırmıyor muyuz diyeceksiniz? Eğer tek derdimiz günü kurtarmak ve bugün de karnımız doydu çok şükür deyimli yaşamak olsa idi belki… 

Muhalefet mi yapıyoruz?
Herkes yazdı, çizdi, konuştu. Muhalefet pasif kaldı. Evet, çünkü kimi eylemden yararlanıp oy peşinde, kimi kendi politikasını yayma peşinde, kimi de etliye sütlüye karışmıyor. 
Halk, muhalefetin yapamadığını, yapmadığını yaptı, bir karşı duruş sergiledi. Yapılanlara dur demenin ilk adımıydı Gezi Parkı ağaçları…
Mesele sadece ağaç değildi, elbette. Gezi Parkı’ndaki ağaç kesimlerine gelene kadar olan yasaklar, artan vergiler, kadınların bedenlerine, insanların yatak odalarına kadar karışan yasalar, tarihte adı hiçte iyi anılmayan padişahın adının köprüye verilmesi, yıkılan sinemalar,  iyilik yapıyor gibi görünüp halkı kandırmalar ve yıldırma politikaları olayların bu kadar büyümesine yol açtı. Ağaç kesimi bir kırılma noktasıdır. Ağaç, bir bakıma da sembol oldu. Direnişin, boyun eğmeyişin sembolü...

Peki, neden şimdi?
Bu yasalar, yasaklar kısıtlamalar neden insanlara şimdi bu kadar ‘batmaya’ başladı? 2002’den beri iktidar olan partinin yaptırımları neden şimdi bu kadar göz önünde? Çünkü hükümet, artık ‘ben’ dili kullanmaya başladı. Önce devlet kurumlarını, yargıyı, eğitimi, sağlığı kendi yanına çekti. Artık karşısında hiç kimsenin duramayacağını zannettiği an peş peşe yeni yasa tasarıları, yeni vergilerle halkı ‘kendi ‘isteğine göre yönetmek istedi. Bu yaptırımların sonuncusu Gezi Parkı’ndaki ağaç kesimleridir. Halk artık göz yummayı bıraktığı an da bir patlama oldu. Direniş tüm Türkiye’ye yayıldı.

Hükümet istifa eder mi?
Direnen insanlarda da, direnişin karşısında olan insanlarda da aslında tek bir soru hâkim bu olaylar ne zaman biter? Direniştekilerin cevabı net, isteklerimiz yerine geldiğinde. Peki, ne istiyorlar- ne istiyoruz? Özgürce yaşamak. Hükümetin yanında olanların cevabı da net, Başbakanı size yedirmeyeceğiz.  Yeni miting tarihi veren Başbakanın görünürde istifası yok gibi…
Peki, bu sivil direnişin muhalefeti başka bir yolla mümkün mü? 21. Yüzyılda ve teknoloji çağında yaşadığımız bu koşullar altında evet!  Hem de mevcut muhalefet liderlerinden başka bir muhalefet bile mümkün!
Hayal kuruyorsunuz diyorsunuz içinizden. Hayır, bu halk aslında çok fazla muhalefet, çok fazla iktidar lideri gördü. Türkiye tarihi 2002 yılından başlamıyor. Devlet yandaşlarına gözünüz boyanmış, koyun olmuşsunuz derken aslında bizler de koyuna dönüşmüşüz! 

Başka tür bir muhalefet mümkün hem de örneği ile birlikte. *
Beppe Grillo İtalyan bir komedyen. Bundan 4 yıl önce 60 yaşında iken mevcut düzene ve hükümete karşı çıkan bir harekete girişti. Yanında da bir işadamı Casaleggio vardı. Bloglar kurdular ve söylemlerini internet üzerinden çeşitli kanallar ile yaymaya başladırlar…

Bundan sonra olanlar ise;

- İtalyan siyaseti Berlusconi hükümeti ve muhalefet partileri ile çıkmazdaydı.
-Grillo ve Casaleggioile büyüyen  ‘5 yıldızlı hareket’ adını alan parti ‘sağ, sol’ kavramlarını bir kenara bıraktı ve sisteme savaş açtı.
-Hiyerarşiye karşı olduklarından partinin lideri yok sözcüsü vardı ve aslında kendilerine parti de demiyorlardı.
- Grillo, “Ben aday olmayacağım. Seçilen arkadaşlarım da maaşını halkın hizmetine sunacak. Her harcama, internette şeffaf hale gelecek. Her vekil, 6 ayda bir internet üzerin-den seçmenlerinin güven testinden geçecek. Güven tazeleyemeyen çekilecek” dedi.
-Grillo kampanya sırasınca hiçbir tv kanalına çıkmadı. Ücretsiz ve sansürsüz bilgi akışı...
Şeffaf siyaset, özgür medya...
Yeniden devlete devredilmiş sağlık ve eğitim hizmeti... Sürdürülebilir toplu taşıma, yenilenebilir enerji yatırımları vaat etti.
Yolsuzluğa karışan işadamlarını, bankaları isimleriyle teşhir etti. Bu mesajlar, twitter’daki 2 milyon takipçiyle seçmene, facebook’tan, YouTube’dan halka ulaştırıldı.

Sonuç?
2 ay önceki seçimlerde ‘5 yıldızlı’ yüzde 25 oy ile 1. Parti oldu. İlk kez meclise giren 162 genç parlamenter ile birlikte!
Partiler şaşkın. Bugüne dek rüşvetle partileri teslim almış mafya şaşkın... Medya şaşkın...
Sizce de Türkiye’de bunun vakti gelmedi mi?




*Can Dündar’ın Milliyet Gazetesindeki Başka Tür Bir Muhalefet Mümkün yazısından derlenmiştir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder