30 Mar 2012

geçmiş...

başka bir iş için oturduğumuz mekanda eskilerden konuşurken bulduk kendimizi.
arkadaşım başladı önce, ben yetiştim sonrasında eskilerimle...
hangisine en çok ağladık, hangisini biz bıraktık da hangilerinden bırakıldık...
en afilli terk eden hangisiydi, en çok oturanı içimize.
bahsedildiğinde etki yaratmayanlar hangileriydi.
sevgili değildi hepsi, hiç sevgili olamadıklarımız, olmadıklarımız da vardı aralarında...
toplasan iki elin parmakları etmeyecek kişiler hayatımızdan kaç el, kaç anı, kaç gülümseme götürdüler...
ki sene doldurmadan çıkıp giderken...

biz nerede ne yapıyoruz'a geldik en sonunda.
ne yapıyorduk gerçekten de olduramıyorduk.
ya da ne yapmıyordukta bir gün öncesinde sevgisinden bahsedenler bir gün sonrasında bitti diyebilecek kıvama geliyordu.

neden hep gidenler onlar olurken, başta gelen de onlar oluyordu?

en sevmiyorum ki ben dediğimizin bile arkasından gözyaşı dökerken biz, hiç bulamadık nerede ne yaptığımızı...

birlikte çorba yaparken sağa mı karıştırılır sola mı? ikileminden bile mutlu olan bizdik oysa.
en büyük kavgaların sonunda af dilediğinizde, şımarıklık yapmayıp affeden de bizdik. bir şans veren...
sadece sevmenin yeterli olmadığı zamanlarda kendimizi adadığımız da sizdiniz.

bunları konuştuk... kimi zaman iç çekerek, kimi zaman gözlerimizdeki yaş akmasın diye dişlerimizi sıkarak, az da olsa unuttum ben diyerek...
hepinizi tek tek andık.
siz sıkıldığınız için gittiniz bizden, istediğinizi alamadığınız için gittiniz, bazen her şeyimizi aldığınız halde hayallerime sığamıyorsun diyerek terk ettiniz bizi. bazen de geleceği fazla düşündüğünüz için. bazen düşünmeyle uğraşmadan aldatıp vicdana bağladığınız için...
biz hiç sıkılmadık geçmişi yad ederken, hiç kaçmadık hayallerimizden, hiç aldatmadık kendimizi, hiç kandırmadık

sonra kalkma vakti geldi..
tek tek ayrıldınız masadan.
biz kalktık.
siz eskidiniz.
konuşmalarımız dahi eskidi.
biz eskitecek yeniler bulma konusunda birbirimize söz verip, bu sefer farklı olacak dedik kalkarken...
yalana kendimizi inandırarak...

22 Mar 2012

gibi...



Başka şeyler ararken, en olmadık zamanda, hiç bulmak istemediklerin çıkar ya karşına. 
Görmemiş gibi yaparsın, hiç bulmamış gibi..  
Kalp atışın hızlanır, film şeridi yaklaşır gözünün önüne, gözlerini kırpıştırırsın. 
Ya gözlerindeki buğuyu dağıtmak içindir bu ya da dalmış olduğun maziden çıkmak için.
Hiç bakmazsın bulduğun şeye, oralı olmamış gibi.
Sanki her milimini ezbere bildiğin o değilmiş gibi.
Sonra bulmamak için tekrar hiç bulamayacağın sandığın yere saklarsın, her köşesini bildiğin ama hatırlamak istemediğin şeyi.
Bir daha ki en olmadık zamana kadar unutursun geçmişi, bulduğunu, hatırlattıklarını... Ya da öyle gibi yaparsın.
Ne zaman bitecek diye hiç sorgulamazsın. Yararı olmaz çünkü artık bilirsin...

Öyle bir an olur ve sonra geçer...

20 Mar 2012

bazı insanlar...

bazı insanlar, sadece sen daha iyi hissedesin diye karşına çıkarlar.
iyi olduğunu anladıkları an, sessizce giderler.
hatırlandıklarında o an olmasalardı ne yapardım ben, sorusunu yineletirler.
giderlerse bu sefer yıkılırım düşüncesini milyon kez kafanda kurduğun halde,
gittikleri gerçekliği çok acıtmaz.
misyonlarını tamamlayıp giderler...

sen çok damdan düşer gibi gelmiştin.
tesadüf değilmiş halbuki...
öldüm dediğim an yanımda olup yaşamaya devam edebiliyorum sanırım dediğim an sessizce gittin...

şimdi yaşayabiliyorum.