23 Kas 2012

an

çaya bandırılmış bisküvi tadındaydık.çaya bandırılmayı bekleyen bisküvilerimiz, karton çay bardaklarında pipetten kaşıklarımız vardı.denize karşı gün ağardı sonrasında.hiç üşümedim.
ne kadar soğuk olsa da hava, hala üşümüyorum.mesafelerin anlamsız uzunluğuna ve zaman kavramına inat, mekan ve zamandan uzak, şeker tadında, ılık süt gibi hayat.

7 Kas 2012

her ne ise

olağan durağanlık hakim şu sıra.

gitmesinden korktuğum huzur, gitmesini istediğim durağanlıkla pek bir uyumlu...

ya fazlaymışım yanımda olanlara ya da aslında hiç yokmuşum durağanlığımla.
ya var olan gizil hayat hakimiyetini kurmuş ya da hiç var olmayan onsuzluk abidesindeki gibi yaşam.
ya çok şizofrenik huzur. hem de mevcut durumda! ya da paranoyaya ilişik yaşamdan ibaret nefs'.
Sıkıldım diye giden insanlar gördüm, durağanlığımda. Sıkıldım diye gittiğim yerim olmamasından belki, hiç.
Kanıksanmış mutluluğum, kanıksadığın ve artık hiçbir şey ifade etmeyen geçmişinin içinde. kanıksadığımız geçmişimiz yüzünden çok mutlu değildik belki de, hiç. kanıksadığımız için geçmiş belki de geçmemiş.

iç huzurun körelmiş sesinde, köhneleşmiş vücutlarda vuku buldu şimdi aşk. Köhne bir barakadan çıkıp gelen iki çift bacak gördüm. altlarında sonsuz mavilik. minik bir kelebek kondu bir tanesine. Yaşamdan kesitmiş gibi... Hala yaşayan, yaşayabilen aşk. Köhne ama saf! temsili güzel hayat.
iki çift bacak gördüm, sonsuz maviliğin üzerinde. birbirinden çok uzak, şimdiki zamanda. birbirine çok yakın, zamansızlıkta. zamansızlığa kafa tutarcasına...



: olağandı her şey sendeki zamanda. bana göre olağan dışıydı 'bizim' zamanımızda!

4 Kas 2012

andaki güzellik

Konuşan fotoğraflarım oldu mu hiç hatırlamıyorum. Konuşup konuşmadıklarıyla ilgilenmemiştim sanırım. En azından şimdiye kadar. Anı yansıtırlar ya! Benimkisi, daha çok andaki güzelliklerin farkındalığıydı. Bakıldığında geçmişteki an hala güzel geliyorsa, anlamlıydı fotoğraf...Yoksa ifadesizdi. Belki, herkes için aynıydı his. Konuşuyor olduklarını hiç fark etmemiştim ama. Artık, o andaki gibi anlamlı gelmese de ve anlamını yitirse de bir fotoğraf, bir şeyler anlatmaya devam edebilir (miş). Kendi yaşamımdaki fotoğrafların andaki anlamlılığı kaybolduğunda, konuşmalarını sağlayacak anlamlar yüklemediğim içindir belki de. Konuşmalarına fırsat tanımamamdan da olabilir. Konuşabilirmiş fotoğraflar da. Konuşanını gördüm geçen gün. Başka birisiydi. Az şey anlattı, konuşmasını yarıda kestim zaten. Çok güzel şeyler anlatıyordu çünkü. Geçmişe dair...
Baktım, sustum, masumluğu seyrettim. Başka bir fotoğrafa geçtim. Geri çağırdı. Kafamın içi dopdoluydu. Çok güzel konuştu. Sustum!
Fotoğrafın güzelliği yeteri kadar  şey anlatıyordu çünkü...