31 May 2011

Yarım bir iç sesim var..Duymaktan korktuğum.

Daha çok kitap okuyorum şu sıralar. Hepsi yarım.  Aynı anda iki kitap var mesela okuduğum, hiç bitirmek için çabalamadığım. Daha çok film izler oldum, etkisinde kolay kalabildiklerimi seçiyorum özenle.  Daha çok dışarıya çıkar oldum. Kafam hep meşgul.  Kendimi dinleyecek vaktim olmasın, öyle de kalsın istiyorum. Kafam aslında benim bile değil artık ya neyse. Çok düşünmemeye çalışıyorum. Herhangi bir şeyi değil. Hiçbir şeyi! Eve olabildiğince geç girmeye çaba gösteriyorum. Erken girdiğim vakit ise bi bahane bulup dışarı çıkıyorum, ya da arkadaş çağırıyorum. Yüzlerin önemi yok. Tek kaldığımda da kendi kendime konuşuyorum ama sesli. İç sesimi bastırmak için sadece. İç sesimden korkuyorum. ‘’Neden’’ sorusu kusuyor içim. Dışım boşver deyip siliyor elinin tersiyle. Nefesimi tutuyorum çokça. Ofluyormuşum, öyle diyorlar. Nefesimi veriyorum aslında o sıra. Bilinçsizce. Tekken boğuluyorum iç sesimde.  Ev daralıyor, sokak daralıyor, daralıyorum. Kafamın yerine gelmesi için çabalamıyorum. Sadece kaçıyorum. İç sesimden…  İç sesim huzursuz ediyor beni. Baş başa kaldığımda söyleyecekleri hiç hoşuma gitmeyecek. Daha ne kadar kaçabilirim bilmiyorum. Belki de sonsuza kadar. Oturup konuşmadık hiç biz. İç sesim konuştu hep.  Sen hiç duymadın. Hiç dinlemedim ama ben de, kulaklarımı tıkadım hep. Kulaklarım patlayacak yakında çığlık atmaya başladı. Umurumda değil. Sağır olmayı yeğlerim. Hem duymadığımdan emin olursa konuşmaz belki.  

Yarım kitaplarım, etkisinde kalınan filmler, meşgul görünen yarım hayat, yarım arkadaşlıklarım, yarım yaşanmışlıklar var elimde. Sayende… Tamamlamaya çalışmıyorum. Umurumda değil. Dağınık kalması toplu olup dağılmasından iyidir. Toplamaya çalıştıkça dağıldığını görmek acıtıyor. Öylece bıraktım. Nefret etmeye çabaladım sadece. Beceremedim. Dağınık bıraktım.  Ama ben dağınıklıktan nefret ederim!

M.

Duygu nedir ki?

Sınav çalışıyoruz... Bozuk psikolojilerimizle çalışılan bir psikoloji sınavı.
Duygulardan falan bahsediyor. Biz anlamayız ki! Bilen biri gönüllü çalıştırıyor hepimizi. Aslında onunda çaktığı yok duygu falan da işte...
Duygu iki nokta üst üste, bireyin herhangi bir şey hakkındaki hissettikleridir nokta. Beğenme, hoşlanma, aşk, öfke sonra da nefret.
Sıralaması aynen böyle. Krolonojik yani.
Yanına yıldız koyduğum not var yanında, görmezden gelinse de, bastırılsa da yok edilemez ünlem.
İnkar edilip, küçümseme yerine ''duygu'' kabul edilmeli nokta.
Ders bitti.

Duygu konusunu anladığımıza göre, savunma mekanizmalarına geçebiliriz...
İnkar etme, bastırma...






Film gibi...

     Aşk Tesadüfleri Sever koyduk kafamız dağılsın, iki sınav arası stres atalım diyerek. Film başladı, akıp gitmekte daha ilk hüzünlü sahnede baktım bizim kız ağlamaklı. Bende damla değil buğulanma bile yok. Filmin son sahnesini bilmemde bu durumun payı olabilir mi diye kendimi sorguladım, yok. Ben ki bir filmi iki kez izleyip bir daha ağlayanlardanım ama bu neyin nesi! Daha hüzünlü sahnelere geldik, bi iki damla akar gibi oldu sildim elimin tersiyle. Yanımda hafiften hıçkırık sesi artmakta, biraz burun çekmesi mevcut. Ben de sadece bi iki damla. Kendime kızmaya başladım ki tam, filmin son sahnesi. Göz ucuyla bizimkine bakıyorum ağlamaktan helak olmuş. Ben de damlalar fazlalaştı, ancak o kadar!
Film bitti!
Derin sessizlik hakim. Işıkları açmıyoruz.
'Duygularım yok'.
Hıçkırık sesi. Filme dair yorumlar...
'Ağlayamadım'.
Sessizlik.

Sonra...
Ağlayamadığıma ağladım!
Ağlayabileceğimin son noktasını da devirmişim sanırım. Her şey normal gelmekte artık. Aşk tesadüfleri sever belki ama biri mutlaka daha çok sever! İki kişi aynı anda aynı derece de severse o başka şey olur. Masal gibi... Masallar da hep mutlu sonla biter ve gerçek olamayacak kadar güzellerdir.

Gerçeklik kavramım çok hızlı çalışıyor şu sıralar. Kabullenme mekanizmam olağanüstü. Duygularım sıfır!

30 May 2011

olmuyor!

Hani çocukken oyunun ortasında küstüm derdik ya
sonra çekip giderdik hani 
işte öyle çekip gitmek istiyorum 
fütursuzca.
bakmamak geriye..yalın gitmek ileriye... 
olsa ya hadi!!... olmuyor işte

hani çocukken saklambaç oynardık ya
sobelerdik hani
işte öyle sobelemek istiyorum
sobelenmekten yoruldum..
bakmamak geridekilere...arınmış gitmek ileriye...
başarsam ya hadi!..başaramıyorum işte.

hani çocukken aşık olurduk ya
masumca hani
işte öyle masumca sevmek istiyorum
fütursuzca..
düşünmemek geriyi..mutlu gitmek ileriye.
olsa ya hadi!.. olmuyor işte.

hani cocukken kocamandı ya herşey
bümbüyüktü hani
yine kocaman olsa ya 
sevgiler, mutluluklar, coşkular..
küçülse kin nefret
olsa ya hadi... olmuyor işte.

çocuk olsak yeniden 
içimizdeki çocuk ölmeden
gülsek eğlensek 
çok ağlamasak 
bir şekere kansak.
burnumuzla karışık silsek ya kolumuza gözyaşlarımızı
sonra şekeri yesek
fütursuzca..
olsa ya hadi..olmuyor işte..

öldü o çocuk ruhu içimizde...



16.3.10

Unutmanın Versiyonları

unutabilen varlık insanoğlu,en iyi özelliği de bu belki.
bilinçaltına itmek olayları,hiç çıkarmamak ordan.
ya da alışmak!
onsuzluğa alışmak,yokluğa alışmak,tükenmişliğe alışmak...
ya da duyarsızlaşmak!
kokusunu alamamak,teniniz hissetmemek,gözlerini gözlerinde görememek...
her ne ise işte adı.
unutmak...
dünyanın dönmesiyle gün geceye kavuşur,güneş aya yıldızlara,ışık karanlığına kavuşur.
sen,unutmuşsundur artık kavuşmanın ne demek olduğunu.
dünya döner,doğa uyur, sen uyursun.
unutmuşsundur alışmışsındır,duyarsızlaşmıstır ruhun.
geceler gündüz olur, hayat akıp gider
bir curcuna yaşarsın dakikaları,
dakikalar saat olur,saatler gün
sen akıp gidersin hayat akıp gider
unutmuşsundur duyarsızlaşmıssındır,alışmıştır kalbin.
günler yıl olur zaman akıp gider
ölmüştür artık sende...
alışmıştır hücrelerin duyarsızlaşmıştır bedenin.
unutmuşsundur...
unutmak bu kadar aşağılık bir şeydir işte.
hatırlayamamak,hatırlamamak.
bedenin unutur bedeni...
tektir insanoğlu,
tek doğar çoğul yaşar tek ölür
gerisi teferruattır...

M.
_unuttuğuma...

12.03.10 \ 22.50

Eskidendi

Geçen yıl şubatın altısında yazılmış ufak bir not... Sosyal medyanın mecralarında dolaşırken karşıma çıkan ilişki durumuna atfedilmiş. Ben kendimde ararken tüm suçları ve üstlenmişken hataları O, tüm suçları üzerime yıkıp mutluluğu başkasında aramaya koyulmuş bile. 
Ardından gelen donup kalma hissi, ağlama isteği. Ağlayamama!
*Aptallığına  doyma M'onaco!

___
yağmurun altına girdim bu gece.
gözyaşlarım kurumuş
ağlayamıyorum
yağmur ıslatsın istedim yüzümü.
yeni bi hayata doğmak isterken bedenim
ruhumun çırpınışlarına kulaklarımı tıkadım.
tıkadım ki bedenim rahat huzura kavuşsun..


şubat 06.2010